The New York Times’ın (NYT) yürüttüğü kapsamlı araştırma, Türkiye’nin INTERPOL’ün kırmızı bülten ve pasaport sistemini siyasi amaçlarla suistimal eden ülkeler arasında yer aldığını ortaya koydu. Habere göre Türkiye, 2016 yılındaki sözde darbe girişiminin ardından binlerce kişiyi “terör bağlantısı” iddiasıyla hedef alırken, bu süreci uluslararası güvenlik mekanizmalarını da kullanarak genişletti.
NYT, gazeteci Jane Bradley’in imzasını taşıyan araştırmasında, yaklaşık 50 eski ve mevcut INTERPOL çalışanı, hukukçu, hükümet temsilcisi ve güvenlik yetkilisiyle görüştü. Görüşmeler, Türkiye’nin muhalifleri yurt dışında takip etmek, gözaltına aldırmak veya pasaportlarını geçersiz kılmak amacıyla INTERPOL veritabanlarını kullandığını gösteriyor. Özellikle kırmızı bülten taleplerinin yanı sıra “kayıp veya çalınmış pasaport” bildirimleri, eleştirmenlerin ve sürgündeki kişilerin hareket özgürlüğünü engellemek için araç haline getirildi.
Türkiye, 2021’de INTERPOL’ü 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetine darbe girişiminde bulunmakla suçladığı “Gülen Grubu” üyelerine karşı 773 kırmızı bülten yayınlamayı reddettiği için açık bir şekilde eleştirdi.
Türkiye, “Gülen Grubu” üyesi olduğu gerekçesiyle yüz binlerce kişinin pasaportunu iptal etti. Habere göre, Türkiye iptal ettiği pasaportları INTERPOL veri tabanına kayıp veya çalıntı olarak kaydetti.
NYT, bu uygulamaların uluslararası güvenlik iş birliği sistemlerinin güvenilirliğini zedelediğine ve INTERPOL’ün tarafsızlık ilkesini tehdit ettiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun sadece Türkiye’deki muhalifleri değil, diğer otoriter rejimlerden kaçan kişileri de etkilediğini vurguluyor.
INTERPOL ise NYT’ye yaptığı açıklamada, kırmızı bülten taleplerinin artık daha sıkı bir denetimden geçtiğini ve siyasi amaçlı taleplerin reddedildiğini belirtti. Ancak kurum yetkilileri, “tam bir kötüye kullanım önleminin mümkün olmadığını” kabul etti.
Haber, Türkiye’nin uluslararası polis iş birliği mekanizmalarını iç siyasetle bağlantılı biçimde kullandığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Bu tablo, insan hakları ve adil yargılanma ilkeleri bakımından ciddi endişelere neden oluyor.
Haberin orjinal metnine şu linkten ulaşabilirsiniz.




