AİHM, ByLock Başvurularında 2. Grup Kararını 16 Aralık’ta Açıklayacak

image

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), basvuruculara gönderdiği bildirimlerle, ByLock’a ilişkin Demirhan ve Diğerleri (239 başvurucu) sonrası 2. dalga kapsamında incelenen yaklaşık 2000 başvurudan oluşan dosya grubundaki bazı başvurular hakkında kararını 16 Aralık 2025 saat 11.00’de açıklayacağını duyurdu.

Kararın kaç başvuruyu kapsayacağı henüz kesinleşmedi; ancak açıklanacak kararların, özellikle ByLock kullanımına ve benzeri delillere dayalı yargılamalar açısından belirleyici etkileri olması bekleniyor.


Kararların 3 Yargıçlı Komite Tarafından ve Kesin Nitelikte Verilmesi Bekleniyor

AİHM’in bu dosya grubundaki kararları büyük olasılıkla AİHS m. 28 uyarınca üç yargıçtan oluşan Komite tarafından verilecek ve kararların kesin nitelik taşıması bekleniyor. Bu durum, iç hukukta yeniden yargılama süreçlerinin karar açıklandıktan hemen sonra başlatılabilmesine olanak sağlayacak.

Bu beklentinin temel dayanakları, AİHM’in iki önemli içtihadı:

Her iki kararda da AİHM, ByLock kullanımı, Bank Asya işlemleri, sendika/dernek üyeliği gibi faaliyetlerin otomatik olarak “terör örgütü üyeliği” delili sayılamayacağını ve iç yargılamalarda bireyselleştirme ile delil değerlendirmesi yapılmadan kurulan mahkûmiyetlerin AİHS m. 6 ve m. 7 ile bağdaşmadığını açıkça ortaya koymuştu.

Bu içtihadın yerleşmiş olması nedeniyle 16 Aralık’ta açıklanacak kararların da benzer doğrultuda olması bekleniyor.


Hangi Tür Başvurular Karara Bağlanacak?

AİHM’in bu grup içinde değerlendirdiği başvuruların önemli bir bölümü şu tür iddialara dayanıyor:

  • ByLock kullanımının tek veya ana delil olarak gösterilmesi
  • Bank Asya hesap hareketlerinin örgüt üyeliğiyle ilişkilendirilmesi
  • Sendika, dernek veya vakıf üyelikleri
  • Sohbet toplantılarına katılım iddiaları
  • HTS kayıtları üzerinden kurulan örgütsel irtibat değerlendirmeleri

AİHM, daha önceki kararlarında bu faaliyetlerin kendiliğinden suç unsuru oluşturmadığını, delillerin güvenilir ve tartışılabilir olmadıkça mahkûmiyetin dayanağı olamayacağını, aksi durumda bunun AİHS m. 6 ve 7 ihlali anlamına geldiğini belirtmişti.


Kararlar Yeniden Yargılama Yolunu Açacak

AİHM kararlarının kesin nitelikli olması halinde başvurucular açısından en önemli sonuç, iç hukukta yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 311) yolunun açılacak olmasıdır.

  • CMK m. 311/1-f, AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararlarını, yeniden yargılama sebebi olarak kabul ediyor.
  • AİHM, Demirhan kararında ihlalin giderilmesi için en uygun yolun yeniden yargılama olduğunu özellikle vurgulamıştı.
  • Bu nedenle, kararların kesinleşmesiyle birlikte binlerce ByLock temelli dosya için yeniden değerlendirme sürecinin başlaması bekleniyor.

Uzmanlar, gerçek bir giderim sağlanabilmesi için yeniden yargılamaların beraat ile sonuçlanması gerektiğini, aksi hâlde AİHS m. 7 kapsamındaki “kanunsuz ceza olmaz” ilkesinin ihlalinin devam edeceğini ifade ediyor.


Kanunsuz Ceza Olmaz İlkesine Vurgu

AİHM’in yerleşik içtihadı, Türk ceza yargılaması açısından şu temel noktayı yeniden teyit ediyor:

  • Ceza hukukunda yasallık, öngörülebilirlik ve bireyselleştirme ilkeleri zorunludur.
  • ByLock kullanımı, bankacılık işlemleri, sivil toplum üyeliği gibi faaliyetler tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil olarak kabul edilemez.
  • Otomatik suç isnadı yaratan uygulamalar AİHS m. 7 ile bağdaşmamaktadır.

Bu nedenle 16 Aralık 2025’te açıklanacak kararların, Türk ceza yargısında önemli bir dönüm noktası oluşturması bekleniyor.


AİHM’in duyurusu, ByLock’a ilişkin yaklaşık 2000 başvuruluk dosya grubunda karar süreci aşamasına geldiğini gösteriyor.

16 Aralık’ta açıklanacak kararlar, hem AİHM içtihadının yerleşmesi hem de Türkiye’deki ilgili yargılamalar üzerinde doğuracağı etkiler bakımından yakından takip ediliyor.

Bu kararların, ByLock ve benzeri delillere dayalı binlerce dosya için yeniden yargılama sürecinin fiilen başlamasına yol açabileceği değerlendiriliyor.