Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Mart 2026’da Türkiye’yi ilgilendiren iki önemli başvuruyu Büyük Daire gündemine alıyor. Mahkeme, 4 Mart 2026 tarihinde Tergek / Türkiye, 25 Mart 2026 tarihinde ise Kavala / Türkiye (No. 2) dosyalarında duruşma yapacak. Her iki dosya da temel hak ve özgürlükler bakımından dikkat çekici başlıklar içeriyor.
AİHM tarafından yayımlanan resmi duyuruya göre, Tergek / Türkiye davası, cezaevi idaresinin başvurucuya posta yoluyla gönderilen fotokopi ve internet çıktısı niteliğindeki belgeleri teslim etmemesiyle ilgili. Başvurucu Abdül Samed Tergek, ceza infaz kurumu tarafından kendisine gönderilen bazı belgelerin verilmemesinin, özellikle bilgi alma hakkı ve haberleşmeye saygı bakımından hak ihlaline yol açtığını ileri sürüyor. Mahkeme bu dosyada daha önce 29 Nisan 2025 tarihinde dört oya karşı üç oyla ihlal bulunmadığına karar vermiş, ancak başvurucunun talebi üzerine dosya 15 Eylül 2025’te Büyük Daire’ye taşınmıştı.
Bu yönüyle Tergek dosyası, mahpusların dış dünyadan bilgiye erişimi, cezaevi denetiminin sınırları ve güvenlik gerekçesiyle temel haklara getirilen müdahalelerin ölçülülüğü açısından önem taşıyor. Özellikle cezaevi uygulamalarında “fotokopi” ve “çıktı” gibi materyallerin otomatik biçimde sakıncalı kabul edilip edilemeyeceği, Strasbourg denetiminin merkezindeki meselelerden biri hâline gelmiş durumda.
Mart ayındaki ikinci kritik duruşma ise Kavala / Türkiye (No. 2) başvurusu olacak. 25 Mart 2026’da görülecek bu dava, Osman Kavala’nın 10 Aralık 2019 tarihli AİHM kararına rağmen serbest bırakılmaması sonrasında alınan tüm tedbirleri ve devam eden ceza yargılamasını konu alıyor. Başvurucu, bu yeni dosyada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3, 5, 6, 7, 10, 11 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürüyor.
Hatırlanacağı üzere AİHM, 2019 tarihli ilk Kavala kararında tutukluluğun hukuka aykırı olduğuna ve derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetmişti. Türkiye’nin bu karara uymaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi süreci yeniden AİHM’e taşımış, Mahkeme de 11 Temmuz 2022 tarihli ihlal prosedürü kararında Türkiye’nin 2019 tarihli hükme uygun davranmadığını tespit etmişti. Şimdi görülecek yeni başvuru, Kavala’nın bu karar sonrasındaki tutulma rejimini ve devam eden ceza sürecini yeniden Strasbourg denetimine açıyor.
AİHM açıklamasına göre, duruşmaların ardından Mahkeme müzakerelere kapalı oturumda devam edecek; nihai kararlar ise daha sonraki bir tarihte açıklanacak.
Mart 2026’daki duruşmalar, yalnızca iki bireysel başvuru bakımından değil, Türkiye’de ifade özgürlüğü, kişi hürriyeti ve güvenliği ile ceza infaz sistemindeki hak sınırlarının yeniden tartışılması bakımından da yakından izlenecek.




