Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kaya ve Diğerleri / Türkiye kararında, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görev sürelerinin 6723 sayılı kanun ile erken ve toplu biçimde sona erdirilmesine karşı mahkemeye erişim sağlanmamasını, AİHS madde 6/1 kapsamında ihlal olarak değerlendirdi.
Karar, 2016 yazında yürürlüğe giren düzenleme ile yüksek yargıdaki görevlerin “süre bitmeden ve bireysel işlem olmaksızın” sonlandırılmasının, bu işlemin keyfî olup olmadığını denetletecek bir yargısal mekanizma bulunmadığı durumda Sözleşme ile bağdaşmadığı tespitini içeriyor.
6723 sayılı Kanun ile toplu görev sonlandırma
Mahkemenin özetlediği olgulara göre, 1 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen ve 23 Temmuz 2016’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6723 sayılı kanun, üç dereceli yargı sistemine geçiş gerekçesiyle yüksek mahkemelerin daire ve üye sayılarını yeniden düzenledi; bu kapsamda Yargıtay ve Danıştay’a ilişkin kanunlara eklenen geçici maddelerle üyelerin görevleri topluca sona erdirildi.
Bunun ardından, 25 Temmuz 2016 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeni atamalar yaptı; ancak başvurucular yeniden seçilmedi ve başka mahkemelere yeniden görevlendirildi.
Başvuruculardan yalnızca biri Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı; başvurusu, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na gidilmediği gerekçesiyle “iç hukuk yollarının tüketilmemesi” yönünden reddedildi. Diğer başvurucular ise bireysel başvurunun norm denetimi yapamayacağı gerekçesiyle bu yola gitmediklerini belirtti.
AİHM “Yargısal denetim yokluğu, hakkın özünü zedeliyor”
AİHM, Hükümet’in “madde 6 uygulanamaz” ve “iç hukuk yolları tüketilmedi” itirazlarını, aynı düzenleme bağlamında verdiği önceki kararlarına dayanarak reddetti; ardından esas incelemede şu esaslara değindi:
- Başvurucuların, görev süresinin keyfî biçimde sona erdirilmemesi yönünde “savunulabilir” bir hak iddiası bulunduğu,
- Buna rağmen, bu ihtilafın “gerçek ve ciddi” niteliğine uygun şekilde bağımsız bir yargısal incelemeye erişimlerinin olmadığı,
- Bu yokluğun, mahkemeye erişim hakkının “özünü” ortadan kaldırdığı.
AİHM’si oybirliğiyle AİHS madde 6/1 ihlali buldu.
Her başvurucuya 3.000 avro manevi tazminat
AİHM, ihlal ile ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı görmeyerek maddi tazminatı reddetti; ancak her bir başvurucuya 3.000 avro manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ayrıca yalnızca belge sunabilen başvurucular lehine masraf ve vekâlet ücreti kalemlerinde ek ödemeler hüküm altına alındı.
“Yargı reformu” gerekçesi, yargı yolunu sıfırlayamaz
Kurumsal yeniden yapılanma veya “yargı reformu” iddiası, özellikle yüksek yargı üyelerinin statüsünü etkileyen işlemlerde, yargısal denetim mekanizmasını tamamen devre dışı bırakmayı meşrulaştırmaz. AİHM, bir düzenlemenin genel ve soyut biçimde kaleme alınmış olmasının, pratikte doğurduğu bireysel ve ağır sonuçları yargı denetiminin dışına çıkaramayacağını vurgulayan çizgisini sürdürüyor.
İç hukuk bakımından ise karar, benzer nitelikteki “toplu statü sonlandırmaları”nda etkili başvuru yolunun varlığı ve erişilebilirliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıyacak nitelikte.




