Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Macaristan’da bazı kamu görevlileri ve sağlık çalışanlarına uygulanabilen “dürüstlük testi / integrity testing” rejiminin, test sırasında kullanılabilen gizli istihbarat toplama ve gözetim tedbirleri nedeniyle AİHS m.8 (özel hayat, aile hayatı ve haberleşmeye saygı) bakımından ihlal oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme’ye göre sorun, tek tek olaylardan ziyade yasal çerçevenin kendisinin “kanunun kalitesi” ve “demokratik toplumda gereklilik” standartlarını karşılamamasından kaynaklanıyor.
Olay neydi?
Dava, Zoltán Szelényi ile birlikte (isimleri kararda geçen) gibi kamu kurumlarında çalışan başvurucuların, kendilerinin de hedef alınabileceği bir sistemden şikâyet etmeleri üzerine geldi. Başvurucular, kendi durumlarında fiilen bir test uygulanıp uygulanmadığını bilmeseler dahi, sistemin gizli doğası ve iç hukukta etkili bir başvuru yolu bulunmaması nedeniyle “mağdur” sayılmaları gerektiğini savundu. Mahkeme bu yaklaşımı benimsedi.
“Dürüstlük testi” nasıl işliyor ve neden riskli?
Macar sisteminde test, görünüşte yolsuzlukla mücadele amacıyla “gerçek hayat senaryosu” üreten gizli operasyonlar şeklinde kurgulanabiliyor. Uygulamayı yapan birim Ulusal Koruma Servisi (NPS); savcılık gözetimi var, ancak Mahkeme’nin dikkat çektiği nokta şu: Test kapsamında,
- kişilerin,mekanların,araçların gizlice izlenmesi ve kayda alınması,
- elektronik cihazların iletişim trafiği ve konum gibi verilerinin toplanması (içeriğe girmeden)
gibi tedbirler, yargısal izin gerektirmeden devreye sokulabiliyor. Bu tür tedbirler, işyerinde dahi olsa kişinin özel hayatına “ciddi” bir müdahale olarak değerlendiriliyor.
Mahkeme’nin kırmızı çizgisi: “İstihbarata dayanmayan, ayrım gözetmeyen test olmaz”
Kararın omurgası şu tespitte toplanıyor:
- Ayrım gözetmeyen kapsam:
Mahkeme, dürüstlük testinin belirli kategorilere geniş biçimde uygulanabilmesini tek başına yeterli görmedi; sistemin “çok geniş gruplara” açık şekilde tasarlanmasını problemli buldu. Dürüstlük testi, yolsuzluğu caydırmada etkili olabilir; ancak Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi ve UNICRI rehberindeki yaklaşımla uyumlu şekilde, ayrım gözetmeyen biçimde değil, en azından bir düzeyde istihbarat/şüphe temelinde işletilmelidir dedi. - “Gerekçe yazıldı” demek yetmiyor, sıkı zorunluluk testi yok:
NPS’nin kararında gerekçe bulunması ve savcılık onayı, Mahkeme’ye göre “sıkı zorunluluk” standardını otomatik olarak sağlamıyor. Çünkü iç hukuk, testin ve eşlik eden gizli tedbirlerin niçin gerekli olduğuna dair somut olgusal temel ve daha az müdahaleci araçların neden yetmeyeceğine ilişkin bir denetim mimarisi kurmuyor. Sonuç: gizli gözetimin kapsamı “gerekenin ötesine” genişlemeye elverişli. - Bildirim sistemi kâğıt üstünde, içerik yok:
Başvurucuya testin bittiği bildirilebiliyor; fakat kişi testte hangi yöntemlerin kullanıldığını, özellikle gizli istihbarat/gözetim tedbiri uygulanıp uygulanmadığını öğrenemiyor. Mahkeme’ye göre bu, “hukuka aykırı veya keyfi kullanım” riskine karşı kritik bir güvenceyi devre dışı bırakıyor. - Etkili itiraz ve inceleme yolu yok:
Bu bilgiye erişim yokken, kişilerin bağımsız ve tarafsız bir merci önünde şikâyetlerini gerçek anlamda inceletebilmesi de fiilen mümkün olmuyor. Mahkeme, ceza yaptırımı gibi teorik mekanizmaların bile, erişim eksikleri nedeniyle pratikte “etkili” sayılamayacağını vurguluyor.
Sonuç: AİHS m.8 ihlali
Mahkeme, bu nedenlerle “dürüstlük testi ve gizli tedbirler” düzeninin kanunun kalitesi şartını karşılamadığını ve müdahalenin demokratik toplumda gerekli olacak şekilde sınırlandırılmadığını belirterek AİHS m.8 ihlali buldu.
Tazminat ve giderler
- Mahkeme, ihlalin tespitinin manevi zarar için başlı başına yeterli giderim olduğuna karar verdi (manevi tazminat yok).
- Buna karşılık yargılama giderleri bakımından: ilk başvurucuya 3.000 €, diğer başvuruculara birlikte 1.540 € ödenmesine hükmetti.
Neden önemli?
Bu karar, “yolsuzlukla mücadele” gibi meşru bir amaç adına kurulan mekanizmaların dahi:
- rastgele ve geniş kapsamlı işletilemeyeceğini,
- gizli tedbirlerde somut olgusal temel, sıkı denetim, anlamlı bildirim ve etkili başvuru yolu olmadan m.8’in korunamayacağını,
- “işte çalışmaya devam ettin, o hâlde rıza gösterdin” argümanının da kolayca kabul edilmeyeceğini
net biçimde ortaya koyuyor.
https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-248199%22]}


