Ben Saul, Türkiye’nin terörle mücadele yasalarını eleştirerek, “terör” ve “aşırılık” kavramlarının hukuken belirsiz ve çok geniş tanımlandığını belirtti. Bu durumun, sivil alanın daraltılması ve insan haklarının kısıtlanması için istismar edildiğini vurguladı. Türkiye’de adil yargılanma hakkına dair ciddi ihlaller bulunduğunu, özellikle bağımsız yargının zayıflatıldığını, siyasi baskıların yargıya müdahale ettiğini ve Gülen hareketine yönelik yargılamaların bunun örneği olduğunu ifade etti. Zorla itiraflar, uzun tutukluluk süreleri, avukata erişimin engellenmesi ve kaçak durumdaki kişilere gıyabında verilen mahkûmiyet kararları gibi uygulamaların insan haklarına aykırı olduğunu belirtti. Türkiye’nin bu bağlamda hem iç hukukunda hem de uygulamada ciddi reformlara ihtiyaç duyduğunu ima etti.




