Türkiye’de Hapishane Okuması

image

Bu rapor, Türkiye’de hapishane sisteminin son yıllarda nasıl büyüdüğünü istatistiksel veriler üzerinden incelemektedir. Mahpus sayısındaki hızlı artış, yüz binlerce kişinin denetimli serbestlik altında bulunması ve milyonlarca soruşturma dosyası birlikte değerlendirildiğinde, ceza adalet mekanizmasının giderek genişleyen ve toplumsal yaşam üzerinde daha merkezi bir rol oynayan bir yapıya dönüştüğü görülmektedir.

“İstatistikler Üzerinden Türkiye’de Hapishane Okuması” başlıklı bu rapor, Türkiye’de ceza adalet sisteminin gelişimini hapishane verileri üzerinden analiz etmektedir. Çalışma, hapishane istatistiklerini yalnızca sayısal göstergeler olarak değil; hukuk devleti, siyasal yapı ve insan hakları açısından bir rejim göstergesi olarak ele almaktadır. Rapor; mahpus sayıları, cezaevi nüfusu, denetimli serbestlik uygulamaları, savcılık soruşturmaları, terör suçları istatistikleri ve cezaevlerindeki hak ihlalleri olmak üzere altı temel veri setini incelemektedir. İstatistikler üzerinden Türk…

İlk önemli bulgu, mahpus sayısındaki dramatik artıştır. 1970–2000 yılları arasında 30–70 bin arasında seyreden toplam mahpus sayısı, 2000’li yıllardan sonra hızlı biçimde yükselmiş ve 2026 yılı itibarıyla 407.266 kişiye ulaşmıştır. Bu artış Türkiye’yi dünya genelinde en yüksek hapis oranına sahip ülkelerden biri haline getirmiştir. Mahpusların yaklaşık 64.744’ü tutuklu, yani hüküm kesinleşmeden hapiste bulunan kişilerden oluşmaktadır. Bu durum tutuklamanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkıp ceza sisteminin önemli bir aracı haline geldiğini göstermektedir.

Ceza sisteminin genişlemesi yalnızca hapishanelerle sınırlı değildir. 2026 verilerine göre yaklaşık 491.921 kişi denetimli serbestlik veya adli kontrol altında bulunmaktadır ve bunların yaklaşık 10.000’i çocuktur. Bu durum ceza denetiminin hapishane dışına taşarak toplum içine yayıldığını ve geniş bir nüfus kesiminin resmi gözetim altında yaşadığını göstermektedir.

Raporda ayrıca savcılık soruşturmalarının sayısında büyük artış olduğu belirtilmektedir. 2015 yılında yaklaşık 7 milyon olan toplam dosya sayısı 2024 yılında 11,6 milyonu aşmıştır. Bu artış ceza hukukunun sosyal yaşam üzerindeki etkisinin genişlediğini ve daha fazla kişinin ceza adalet sistemiyle karşılaştığını göstermektedir.

Terör suçlarına ilişkin veriler de dikkat çekicidir. 2015–2023 yılları arasında 2,57 milyon kişi hakkında terör soruşturması açılmış, 658 bin kişi hakkında dava açılmış ve 387 binden fazla kişi mahkûm edilmiştir. Bu rakamlar terör mevzuatının geniş bir uygulama alanına sahip olduğunu ve ceza sisteminin önemli bir bileşeni haline geldiğini göstermektedir.

Rapor, cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerine de dikkat çekmektedir. 2016–2023 yılları arasında en az 372 hapishanede 10.123 hak ihlali kaydedilmiştir. Sağlık hakkı ihlalleri, kötü muamele, hücre cezası, çıplak arama ve savunma hakkının engellenmesi gibi vakalar cezaevi sisteminde ciddi yapısal sorunlara işaret etmektedir.