Mahkeme, bireylerin, grupların veya sivil toplum kuruluşlarının devletlere karşı yapmış olduğu başvuruları inceleyerek, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine karar verir.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan geniş çaplı hak ihlalleri, AİHM’yi adalet arayışında son başvuru mercii haline getirmiştir.
Gözaltı ve tutuklamalarda keyfilik, ifade özgürlüğü ihlalleri, adil yargılanma hakkının ortadan kaldırılması, mülkiyet hakkı ihlalleri, ayrımcılık, işkence ve kötü muamele gibi vakalar, Mahkeme’nin önüne gelen başvuruların önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
AİHM istatistiklerine göre, Türkiye son yıllarda Mahkeme’ye yapılan bireysel başvuruların en yüksek sayıda geldiği ülke konumundadır. Ayrıca ihlal kararı verilen davalar bakımından da Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi devletler arasında ilk sıradadır.
Bu tablo, Türkiye’deki hak arama yollarının etkinliğini yitirdiğini ve bireylerin adalet arayışını uluslararası alana taşımak zorunda kaldığını açıkça göstermektedir.
AİHM’ye başvuru yapmak, yalnızca bireysel bir hak arayışı değil; aynı zamanda insan haklarının korunması için uluslararası bir dayanışma ve hukuki mücadele aracıdır.
Bu nedenle, iç hukuk yollarını tüketmiş olan mağdurların Mahkeme’ye başvurabilmesi, usul şartlarını doğru anlamasına ve başvuru sürecini bilinçli yönetmesine bağlıdır.
İlerleyen sayfalarda,
- AİHM’nin görev ve yetkileri,
- Kimlerin başvurabileceği,
- Hangi durumların hak ihlali sayıldığı,
- Başvurunun nasıl yapılacağı,
- Başvuru örnekleri,
- Başvuru sürecinin nasıl ilerlediği ve kararların nasıl uygulandığı hakkında kapsamlı bilgiler bulabilirsiniz.
Amacımız, Türkiye’de insan hakları ihlallerine uğramış bireylerin, hak arama sürecinde AİHM’ye yapılacak başvuruya dair pratik, anlaşılır, güvenilir bir yol haritası sunmaktır.
‘’Adalet, yalnızca mahkemelerde değil, hak aramaktan vazgeçmeyen insanların kararlılığında da yaşar.’’




