Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletindeki Sigmaringen İdare Mahkemesi (VG Sigmaringen), 24 Kasım 2025 tarihli kararıyla, Türkiye’de Hizmet hareketiyle bağlantısı nedeniyle mahkûm edilmiş bir Türk vatandaşının hem “mülteci statüsünün” hem de Anayasa’ya dayalı “siyasi sığınma” hakkının tanınmasına hükmetti. Mahkeme, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin (BAMF) ret ve geri gönderme kararını iptal etti.
Demirhan ve Yalçınkaya içtihatları merkeze alındı
Mahkeme, kararının merkezine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirhan ve Diğerleri / Türkiye (239 başvuru, 22.07.2025) ve Yüksel Yalçınkaya / Türkiye (26.09.2023) kararlarını koydu. Bu içtihat doğrultusunda, ByLock kullanımı, Bank Asya’da hesap açılması, Hizmet hareketine yakın okul ve derneklerle ilişkiler gibi günlük ve uzun süre legal olmuş faaliyetlere dayanarak verilen ağır cezaların, orantısız ve ayrımcı cezalandırma niteliğinde olduğunu ve mülteci hukukunda “siyasi zulüm” eşiğini geçtiğini vurguladı.
Mahkeme, Demirhan kararından itibaren benzer durumdaki Hizmet hareketi mensuplarına yönelik cezalandırmanın, belirli bir sosyal gruba mensubiyet nedeniyle uygulanan ayrımcı muamele sayılması gerektiğini, bunun da Alman AsylG’nin 3a ve 3b maddeleri kapsamında zulüm olarak kabul edilmesi gerektiğini açıkça kaydetti.
Dosyanın öznesi: Eski “KHK’lı” veteriner
Başvurucu, Türkiye’de yıllarca veteriner hekim olarak çalıştı; ayrıca sosyoloji eğitimi aldı. OHAL döneminde yayımlanan bir KHK ile kamu görevinden çıkarıldı ve fiilen meslek yasağına maruz kaldı.
Bursa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından TCK 314/2 kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı; yaklaşık 6 yılın ardından 2023’te şartlı tahliye edildi.
Devlet ajansı Anadolu Ajansı tarafından “firari Gülen mensubu” olarak hedef gösterildiği, ayrıca Türkiye’deki bir sulh ceza hâkimliği kararıyla, Cumhurbaşkanı ve eşine yönelik eleştirel paylaşımları gerekçe gösterilerek X (Twitter) hesabının Türkiye’den erişime engellendiği de dosyada yer aldı.
BAMF’ın reddi ve mahkemenin kararı bozması
Başvurucu, tahliyeden sonra “yeşil pasaport”la 2023’te İstanbul’dan Stuttgart’a direkt uçuşla geldi ve Almanya’da iltica başvurusu yaptı.
BAMF, 30 Ağustos 2024 tarihli kararıyla;
- Mülteci ve sığınma statüsünü,
- İkincil korumayı,
- Geri göndermeye karşı ulusal korumayı
tamamını reddetmiş, Türkiye’ye geri dönüşün “makul” olduğunu, başvurucu hakkında yeni bir soruşturma veya somut tehdit bulunmadığını ileri sürmüştü.
Sigmaringen İdare Mahkemesi ise bu değerlendirmeyi köklü biçimde reddetti:
- Türkiye’de Hizmet hareketine yönelik yargılamaların keyfî, delil standartlarının ise AİHM içtihadına göre açıkça yetersiz olduğunu,
- Daha önce mahkûm olup cezasını çekenler için dahi, “ne bis in idem” ilkesine riayet edilmediğini ve ikinci kez soruşturma/ağır ceza riskinin devam ettiğini,
- Hizmet hareketi mensuplarına karşı yürütülen kampanyanın, ülke çapında ve devlet kaynaklı bir “sistematik zulüm” niteliği aldığını,
ayrıntılı ülke bilgileri ve AİHM kararlarına dayanarak tespit etti.
Sürgündeki faaliyetler ek risk
Mahkeme, başvurucunun Almanya’daki Weltanwälte e.V. ve Dialog und Bildung Hohenzollern e.V. gibi kuruluşlardaki faaliyetlerini ile sosyal medyadaki eleştirel paylaşımlarını da dikkate aldı; bunların, iltica davasını güçlendirmek için sonradan oluşturulmuş manevralar değil, Türkiye’deki baskılara karşı derin ve süreklilik arz eden bir muhalif duruşun devamı olduğuna hükmetti.
Bu nedenle mahkeme, başvurucunun Türkiye’ye döndüğü takdirde havaalanında gözaltına alınması, yeniden soruşturma açılması ve ayrımcı / orantısız cezalara maruz kalması riskini ciddi ve gerçek tehlike düzeyinde gördü; ülke içinde güvenli bir bölgeye sığınma imkânı da bulunmadığını belirtti.
Sonuç: Hem mülteci statüsü hem anayasal sığınma hakkı
Mahkeme, tüm bu gerekçelerle:
- Başvurucuya Alman AsylG uyarınca mülteci statüsü verilmesine,
- Ayrıca doğrudan Türkiye’den hava yoluyla geldiği için Anayasa’nın 16a maddesi uyarınca “siyasi sığınmacı” olarak tanınmasına,
- BAMF’ın ret ve sınır dışı kararının iptaline,
- Yargılama giderlerinin de devlet tarafından karşılanmasına karar verdi.
Karar, Almanya’daki iltica hukukunda, Hizmet hareketi mensuplarına yönelik davalarda AİHM’in Demirhan, Yalçınkaya ve diğer toplu kararlarının artık açık ve bağlayıcı bir referans çerçevesi olarak kullanılacağını göstermesi bakımından emsal niteliği taşıyor.
Kararın tam metnine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.



