Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kaya/Belçika davasında Belçika’nın adil yargılanma hakkı (AİHS m.6/1) ile masumiyet karinesini (AİHS m.6/2) ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, Belçika’nın başvurucu Sultan Kaya’ya 6.000 avro manevi tazminat ve 4.754,39 avro yargılama gideri ödemesine hükmetti.
Aynı hâkim önce mahkûm etti, sonra temyizde yer aldı
AİHM’nin kararına göre, başvurucunun yargılandığı ceza davasında aynı hâkimin iki kritik aşamada görev yapması “tarafsız mahkeme” ilkesine gölge düşürdü. Söz konusu hâkim, başvurucuyu 2010 yılında ilk derece mahkemesinde mahkûm eden heyete başkanlık etti; daha sonra 2017’de Yargıtay/Cour de cassation aşamasında başvurucunun başvurusunu inceleyen heyette de yer aldı.
Mahkeme, Yargıtay’ın esas hakkında değil hukukilik denetimi yaptığı savunmasına rağmen, “görünüş”ün de önemli olduğuna vurgu yaparak, başvurucunun mahkemenin nesnel tarafsızlığı konusunda objektif olarak haklı şüphe duyabileceği sonucuna vardı.
Savcılık makamından basına sert ifadeler: “Masumiyet karinesi ihlali”
AİHM, davada ikinci bir ihlalin de masumiyet karinesi açısından gerçekleştiğini belirledi. Karara göre, dosya istinafta derdestken, ilk derece aşamasında görev yapan bir iş müfettişliği savcısının (auditeur du travail) basına yaptığı açıklamalar, kamuoyunda başvurucunun suçlu olduğu algısını güçlendirdi.
Mahkeme, savcılık makamının kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunduğunu, ancak devam eden ceza dosyaları hakkında konuşurken “azami ihtiyat” göstermesi gerektiğini hatırlattı. Somut olayda kullanılan ifadelerin, bilgilendirme sınırını aşarak başvurucunun suçluluğu yönünde kanaat oluşturduğunu değerlendirdi.
Dava süreci: 2010’dan 2026’ya uzanan dosya
Dosya, başvurucunun işçi temini/işçi tahsisi ve bazı sosyal güvenlik/ücret yükümlülüklerine ilişkin suçlamalarla 2010’da Gent Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasıyla başladı. İlk derece mahkemesi başvurucuyu mahkûm etti.
İstinaf aşamasında tartışmalı basın açıklamalarının da gölgesinde süreç devam etti; dosya Yargıtay ve farklı istinaf mahkemeleri arasında gidip geldi. Nihayet AİHM, 22 Ocak 2026 tarihli kararıyla, yargılamanın iki temel güvencesinin ihlal edildiğine hükmetti.


