AİHM: HSK kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olması mahkemeye erişim hakkını ihlal etti

image

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Şahin ve Diğerleri/Türkiye kararında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) bazı kararlarına karşı yargısal denetim yolunun bulunmamasının, AİHS m.6/1 kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, dokuz başvuruyu birlikte inceleyerek ihlal kararı verdi.

Başvurucular neyi şikâyet etti?

Karara konu olayda başvurucular, HSK tarafından haklarında tesis edilen işlemlere karşı mahkemeye başvuru imkânı bulunmadığını belirterek AİHM’e başvurdu. Dosyadaki HSK kararları, özetle iki grupta toplanıyor:

  • İstek dışı atama/nakil kararları
  • Disiplin yaptırımı kararları

Başvurucular, HSK kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim güvencesini ortadan kaldırdığını ileri sürdü.

AİHM ne dedi?

AİHM, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün korunmasındaki güçlü kamu yararına işaret ederek, somut dosyalarda HSK kararlarına karşı yargısal denetimin hiç bulunmamasının meşru bir amaç taşımadığını tespit etti. Mahkeme, bu durumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkının “özünü zedelediği” sonucuna vardı ve AİHS m.6/1 ihlali kararı verdi.

Tazminat: kişi başı 2.000 avro

Mahkeme, her bir başvurucu lehine 2.000 avro manevi tazminata hükmetti. Yargılama giderleri yönünden ise talepte bulunan başvurular bakımından başvuru başına 250 avro ödenmesine karar verildi.

Tazminat tartışması: “benzer dosyada 20.000 avro” kıyası

Karardaki 2.000 avroluk manevi tazminat miktarı, AİHM’in kısa süre önce verdiği Biliński/Polonya kararıyla kıyaslandığında dikkat çekti. 15 Ocak 2026 tarihli Biliński kararında Mahkeme, aynı mahkeme içi birimler arasında yapılan istek dışı görev değişikliğine karşı etkili başvuru yolunun bulunmaması nedeniyle 20.000 avro manevi tazminat ve ayrıca 6.000 avro masraf ve gider ödenmesine hükmetmişti.

Bu tür farklar, AİHM’in “adil tatmin” (m.41) kapsamında dosyaların koşullarına göre geniş bir takdir alanı kullanmasıyla açıklanabilse de, tutarlar arasındaki belirgin ayrışma hukuk çevrelerinde tartışma konusu olmaya devam ediyor.

https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-247916%22]}