AİHM’den Türkiye’ye ByLock gerekçeli “KHK ile işten çıkarma” dosyasında ihlal: Yargısal denetim yetersiz, silahların eşitliği bozuldu

image

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İkinci Dairesi, İ.Ç./Türkiye kararında (Başvuru No: 48061/19), olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 667 ve 668 sayılı KHK’lara dayanılarak bir vakıf üniversitesinde görev yapan öğretim elemanının iş sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında yürütülen yargılamada AİHS m.6/1 (adil yargılanma hakkı – medeni boyut) yönünden ihlâl tespit etti. Mahkeme, fesih gerekçesinin “ByLock kullanıcısı olduğu” iddiasına dayandırıldığı bir uyuşmazlıkta, iç hukuk mercilerinin fesih sebebinin doğruluğunu araştırmadan ve başvurucuya gerçek anlamda itiraz imkânı tanımadan karar vermesini, “adil yargılanma” standartlarıyla bağdaşmaz buldu.

Olayın arka planı: “ByLock kullanıcısı” iddiası ve KHK dayanaklı fesih

Başvurucu, 2010’dan itibaren Ankara’daki TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde (vakıf üniversitesi) öğretim elemanı olarak çalışıyordu. 15 Temmuz 2016 sonrasında ilan edilen OHAL döneminde, iş sözleşmesi 8 Ağustos 2016 itibarıyla 667 ve 668 sayılı KHK hükümlerine atıfla feshedildi; fesih bildiriminde gerekçe “ByLock” iddiası olarak başvurucuya açıkça tebliğ edilmedi.

Üniversite, savunmasında YÖK’ten gelen yazılara dayanarak başvurucunun adının ByLock kullanıcıları arasında olduğunu ileri sürdü; ancak bu yazıların kopyalarını dahi dosyaya sunmadığı anlaşıldı.

İç hukuk süreci: Delil talebi yanıtsız kaldı, başvuru fiilen “tek derecede” kapandı

Başvurucu, Ankara İş Mahkemesi’nde feshi ve sonuçlarını tartışan bir dava açtı; duruşmada, ByLock iddiasına ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya getirtilmesini özellikle talep etti. Buna karşın iş mahkemesi bu talebi gerekçesiz biçimde karşılamadı ve feshi “haklı neden” sayarak davayı reddetti.

Başvurucunun istinafı ise, uyuşmazlık değerinin (başvuruda 1.000 TL talep) kanuni eşik altında kaldığı gerekçesiyle esastan incelenmeden reddedildi; Anayasa Mahkemesi de adil yargılanma şikâyetini “açıkça dayanaktan yoksun” bularak kabul edilemez saydı.

AİHM’nin değerlendirmesi: “Esas mesele” delilin doğruluğunun araştırılmaması

AİHM, dosyanın “kalbinde” şu sorunun bulunduğunu vurguladı: İşverenin dayandığı ByLock iddiası gerçeğe uygun mu; bu iddia hangi somut verilere dayanıyor; başvurucu bunu nasıl ve neyle çürütebilir? Mahkeme’ye göre, başvurucu OHAL/KHK kaynaklı fesih sürecinde anlamlı bir usuli güvenceye sahip olmadığı için, yargılamada delillerin getirtilmesi ve tartışılması hayatiydi.

Ancak iş mahkemesi:

  • İşverenin, iddiayı idari bir bilgilendirmeye (YÖK yazılarına) dayandırmasını yeterli görerek,
  • İddianın doğruluğunu/gerçekliğini araştıracak belge ve bilgileri toplamayarak,
  • Başvurucuya iddiayı gerçekten tartışma ve çürütme imkânı vermeyerek,

silahların eşitliği ilkesini başvurucu aleyhine bozdu ve bu dengesizlik AİHS m.6/1 ihlâline yol açtı.

AİHM ayrıca, uyuşmazlığın teknik olarak “medeni” nitelikte olsa da, fesih gerekçesinin “yasadışı yapıyla bağlantı/iltisak” gibi ağır sonuçlar doğuran bir itham olması nedeniyle, kararların daha özenli delil değerlendirmesi ve yeterli gerekçe içermesi gerektiğini özellikle işaret etti.

“OHAL derogasyonu” savunması reddedildi: AİHS m.15, bu eksikliği meşrulaştırmadı

Hükümet, Türkiye’nin OHAL döneminde AİHS m.15 kapsamında derogasyon bildirdiğini ve alınan tedbirlerin “kesinlikle gerekli” olduğunu savundu. AİHM ise şu gerekçelerle bu savunmayı kabul etmedi:

  • 667/668 sayılı KHK’lar, uygulama işlemlerine karşı yargısal denetimi açıkça dışlamıyordu.
  • İç hukuk mahkemeleri, somut olayda adil yargılanma güvencelerini daraltmayı m.15 çerçevesinde dahi temellendirmedi.
  • Bu koşullarda, başvurucunun adil yargılanma hakkına getirilen sınırlamalar “durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüyü” aştı.

Sonuç: AİHM, m.15’in bu dosyada m.6 ihlâlini haklı göstermediğine hükmetti.

Diğer şikâyetler ve tazminat: Tazminatyok, yeniden yargılama yolu vurgusu var

  • AİHM, ihlâl tespitinin tek başına yeterli giderim olduğuna karar verdi ve özellikle HMK m.375/1-i uyarınca yargılamanın yenilenmesi yolunun kullanılabileceğini hatırlattı.
  • Yargılama giderleri (avukatlık ücretleri) bakımından ise, yeterli belge sunulmadığı gerekçesiyle talep reddedildi.

Kararın muhtemel etkisi: “ByLock bilgisi” iddiası tek başına yetmez; dosya açılmalı, delil tartışılmalı

İ.Ç./Türkiye kararı, OHAL/KHK uygulamalarında (özellikle ByLock iddiasına dayalı) işten çıkarma ve benzeri işlemlere ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin idarenin/işverenin “bilgi notu” seviyesinde kalan beyanlarıyla yetinmemesi gerektiğini netleştiriyor:
Delilin kaynağı, doğruluğu, bireyselleştirilmiş içeriği ve başvurucunun bunu çürütebilme imkânı adil yargılanmanın çekirdeği olarak görülüyor.

https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-247826%22]}