Brüksel Hukuk Merkezi Raporu: Mülkiyet Hakkı İhlalleri “Sivil Ölüm” Mekanizmasına Dönüştü

image

BHM Raporu: “KHK rejimi” mülkiyet hakkını el koymanın ötesinde kalıcı ekonomik dışlama aracına dönüştürdü

Brüksel Hukuk Merkezi (BHM), Ocak 2026 tarihli “Türkiye’de Artan Mülkiyet Hakkı İhlalleri – Bireylere Yönelik Mülkiyet Hakkı İhlalleri-2” başlıklı raporunda, 2016 sonrası dönemde mülkiyet hakkının yalnızca taşınır ve taşınmazlara el koyma ile değil; çalışma, meslek icrası, gelir elde etme, eğitim ve mesleki ilerleme imkânlarının sistematik biçimde engellenmesi yoluyla da ihlal edildiğini vurguluyor.

Rapor, bu ihlallerin münferit olaylar değil; mevzuat, idari uygulamalar, yargı pratikleri ve meslek kuruluşlarının tutumlarıyla kurumsallaşan bir dışlama düzeni oluşturduğunu savunuyor ve süreci “sivil ölüm” mekanizması olarak nitelendiriyor.

Raporda öne çıkan bulgular

  • “Mülkiyet” geniş yorumlanıyor: Rapor, mülkiyet hakkının sadece malları değil, mesleki faaliyetten doğan maddi menfaatleri ve gelir kaynaklarını da kapsadığını; bu yaklaşımın AİHM içtihadıyla uyumlu olduğunu hatırlatıyor.
  • Suç olmayan eylemlerle tutuklama ve malvarlığına müdahale iddiası: Bank Asya’da hesabın olması, para hareketi, yasal dernek-sendika üyeliği, kapatılmadan önce yasal okul tercihi, gazete aboneliği, ByLock gibi unsurların “terör faaliyeti” sayılmasıyla, tutuklama–kayyım–el koyma zincirinin işletildiği belirtiliyor.
  • Boydak Holding örneği: Raporda, Boydak Holding’e yönelik operasyonlar, TMSF kayyımı ve yöneticiler hakkında yürüyen süreç; yasal faaliyetlerin delil gibi kullanılması tartışmasıyla birlikte örnek olay olarak ele alınıyor.
  • Kamu hizmetinden “süresiz men” ve bunun özel sektöre sirayeti: OHAL KHK’larıyla çok sayıda kişinin kamu görevinden çıkarıldığı; KHK metinlerindeki “bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan/dolaylı görevlendirilemez” formülünün fiilen meslek yasağına dönüştüğü aktarılıyor.
  • Avukatlık engeli: KHK’lı hukukçuların baroya kabul edilmemesi örnekleniyor; farklı mahkeme kararları arasında uygulama birliği bulunmadığı ve bunun mesleki hayatı belirsizliğe ittiği vurgulanıyor.
  • Öğretmenlik engeli: Kamudan ihraç edilen öğretmenler ve özel öğretimde çalışma izinlerinin iptali üzerinden, eğitim alanında ciddi bir dışlama pratiği anlatılıyor; rapor bu sürecin insani/psikososyal etkilerine de yer veriyor.
  • Mühendis ve mimarlara “3025’e kadar” yasak: Ulusal Yapı Denetim Sistemi üzerinden, KHK statüsüne dayalı otomatik ret ve çok uzun süreli yasak örneği “sembolik ve çarpıcı” bir vaka olarak sunuluyor.
  • Seçilme hakkı ve mazbata sorunu: 2019 yerel seçimleri sonrası bazı KHK’lı seçilmişlere mazbata verilmemesi uygulaması, raporda siyasi temsilden dışlama boyutuyla tartışılıyor.
  • TUS ve mesleki ilerleme engeli: KHK’lı bir hekimin TUS performansına rağmen tercih başvurusunun “KHK kapsamında ihraç” gerekçesiyle değerlendirmeye alınmaması, geleceğin de idari statüyle bloke edilmesi olarak yorumlanıyor.
  • Yeminli mali müşavirlik sürecine erişim: TÜRMOB başvuru belgelerinde KHK’lıları dışlayan taahhüt/ibare uygulaması, meslek kuruluşlarının da dışlama mekanizmasına eklemlenmesi şeklinde değerlendiriliyor.

Hukuki çerçeve: Hangi haklarla çatıştığı iddia ediliyor?

Rapor, bu uygulamaların başta AİHS Ek 1 No’lu Protokol m.1 (mülkiyet) olmak üzere; AİHS m.6 (adil yargılanma), m.8 (özel hayat/mesleki itibar), m.11 ve m.14 (örgütlenme–ayrımcılık) ile BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi m.6 (çalışma hakkı) ile çatıştığını belirtiyor. Ayrıca AİHM’in Yüksel Yalçınkaya/Türkiye ve Sidabras & Džiautas/Litvanya kararlarına atıfla, “aidiyet/ilişki temelli” kalıcı mesleki dışlamaların demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığı öne çıkarıyor.

Rapordan öneriler: Ne yapılmalı?

BHM raporu özetle şu adımları öneriyor:

  1. KHK’larla getirilen süresiz kamu hizmetinden men ve buna bağlı meslek yasaklarının kaldırılması,
  2. Meslek kuruluşları ve idare kaynaklı fiili yasaklara son verilmesi, liyakat/yeterlilik esasına dönüş,
  3. El koyma, kayyım, gelir kaybı gibi zararlar için bağımsız ve etkili tazmin mekanizması,
  4. İç hukukta etkili yargısal denetim ve AİHM içtihadının bağlayıcı biçimde uygulanması,
  5. Eğitim ve mesleki ilerleme süreçlerinde (TUS, doçentlik vb.) KHK statüsüne dayalı engellerin kaldırılması,
  6. Uluslararası mekanizmaların izleme/raporlama kapasitesinin artırılması ve damgalayıcı resmi söylemin terk edilmesi.