Brüksel Hukuk Merkezi tarafından Şubat 2026’da yayımlanan rapor, Türkiye’de malvarlığı dondurma kararlarının terörizmin finansmanı ile mücadelede “önleyici ve geçici” bir araç olmaktan uzaklaşıp, somut delil standardı ve yargısal denetim zayıflığı nedeniyle cezalandırıcı bir mekanizmaya evrildiğini ortaya koyuyor.
“Meşru amaç var” ama hukuk devleti filtresi çalışmıyor
Rapora göre sorun, tedbirin varlığından ziyade nasıl kurulduğu ve nasıl denetlendiği:
- Kararlar idari iradeyle doğuyor; ardından sınırlı bir adli onay sürecine bağlanıyor. Bu “melez” yapı, başvuru yolunu belirsizleştiriyor.
- “Makul sebep” standardı, uygulamada bireyselleştirilmiş, güncel ve denetlenebilir delil aramak yerine, çoğu kez “soruşturma var” türü soyut gerekçelere indirgeniyor.
- Sonuç: mülkiyet hakkına ağır müdahale ve etkili başvuru hakkının fiilen işlemez hale gelmesi.
Hızlı uygulama, zayıf gerekçe, sınırlı denetim
Rapor, 2020 değişiklikleriyle iç hukukta malvarlığı dondurma mekanizmasının işletilmeye başlandığını; kararların derhâl uygulanıp 48 saat içinde mahkeme onayına sunulduğunu ve kısa sürede “devam/kaldırma” kararı verildiğini anlatıyor. Ancak bu hız, gerekçelendirme ve etkin yargısal inceleme ile desteklenmediğinde, ağır hak ihlali riskini büyütüyor.
“Makul sebep” standardı neden kritik?
Rapor, “makul sebep”in; keyfiliği önleyen, ölçülülüğü somutlaştıran ve yargısal denetimi mümkün kılan eşik kriter olduğunu vurguluyor. Uluslararası standartlar ve Financial Action Task Force (FATF) tavsiyeleri ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi uygulamaları hızlı dondurma imkanını kabul etse de, bunun keyfiliğe karşı güvencelerle yürütülmesini şart koşuyor.
Yargı yolu krizi: “Nereye başvuracağım?”
Raporda en çarpıcı tespitlerden biri, yargı yolunun normatif ve pratik düzeyde bulanıklaşması:
- Bazı kararlar ilgilileri idari yargıya yönlendirirken, diğerleri ceza muhakemesi itiraz yolunu işaret ediyor.
- Danıştay 10. Dairesi’nin görev yönünden ret yaklaşımı ile ceza mahkemelerinin sınırlı incelemesi birlikte düşünüldüğünde, rapora göre yargısal denetim koridoru daralıyor ve başvuru yolu fiilen kapanıyor.
Bu tablo, anayasal hak arama özgürlüğü ve etkili başvuru güvenceleri bakımından “yapısal” bir probleme işaret etmekte olduğuna vurgu yapılıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi perspektifi: Denetlenebilir gerekçe ve etkili yol
Rapor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özellikle Al-Dulimi çizgisindeki içtihadına dayanarak, malvarlığı dondurma gibi ağır tedbirlerde “listeye alınmış olmak” veya soyut değerlendirmeler yerine denetlenebilir makul sebepler ve etkili bir iç hukuk yolu gerektiğini hatırlatıyor. Mevcut uygulamanın adil yargılanma ve etkili başvuru standartlarıyla çatıştığı tespiti yapılıyor.
Uygulamanın insan hakları etkisi: ekonomik hayatın felci, masumiyet karinesi riski
Rapor, özellikle 2016 sonrası dönemde bazı gruplara ilişkin dosyalarda (ör. Gülen Hareketi ile irtibat iddiası) dondurma kararlarının, kesinleşmiş mahkûmiyet olmaksızın kapsamlı şekilde uygulanabildiğini; banka hesapları, taşınmazlar, şirket hisseleri ve menkul kıymetleri kapsayan blokajların kişilerin ekonomik varlığını sürdürülemez kıldığını belirtiyor. Bu geniş etki, tedbirin “önleyici” niteliğini aşarak fiili cezaya dönüştüğü ve masumiyet karinesinin zedelendiğini gündeme getiriyor.
Rapordan çıkan çözüm paketi
Raporun önerileri, özünde “tedbiri meşru amacına döndürecek” hukuk devleti sigortalarını kurmaya odaklanıyor:
- İdari, adli yargı yollarının birlikte ve tamamlayıcı düzenlenmesi: biri şekli/amaç denetimi, diğeri makul sebep–ölçülülük denetimi olarak konumlanmalı.
- Somut gerekçe yükümlülüğü: Hangi delilin makul sebep oluşturduğu, neden daha hafif önlemlerin yetmediği gerekçeli biçimde yazılmalı.
- Süre sınırı ve düzenli gözden geçirme: Mevcut uygulamada malvarlığı dondurma tedbirinin azami bir süreyle sınırlandırılmaması ve kararın belirli aralıklarla (periyodik) resen yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılan etkili bir mekanizmanın bulunmaması, tedbirin “geçici ve önleyici” niteliğini aşarak belirsiz süreli, otomatikleşen ve ölçülülük denetimi zayıf bir müdahaleye dönüşmesi riskini doğurmaktadır.
- Kısmi dondurma ve üçüncü kişilerin korunması: Tüm malvarlığı yerine suçla bağlantılı kısım; şirket ortakları/aile/alacaklılar için koruma mekanizmaları.
- Uluslararası insan hakları standartlarıyla uyum: somut–güncel–bireyselleştirilmiş gerekçe ve etkin başvuru yolu.



