Brüksel Hukuk Merkezi Raporu: “Etkin Pişmanlık” Mı, Hukuksuz Baskı Kurma Aracı Mı?

image

Şubat 2026 tarihli “Oyun Teorisi Perspektifinden Etkin Pişmanlık / İtirafçılık Mekanizması” başlıklı rapor, etkin pişmanlık uygulamasının otoriterleşen bir düzende klasik ceza hukuku amacından saparak, hedef alınan toplumsal kesimleri bölme, güveni çökertme ve baskıyı yeniden üretme işlevi gördüğünü savunuyor.

Rapor, etkin pişmanlığın mevzuattaki tanımına atıfla bunun teoride “suçun aydınlatılması ve zararın giderilmesi” gibi amaçlarla sınırlı suç tiplerinde öngörülen bir mekanizma olduğunu hatırlatırken; pratikte ise güç asimetrisinin bulunduğu ortamlarda “sahte vaatli rehine oyunu” gibi çalıştığını ileri sürüyor.

Raporun teşhisi net: Bu yapı, “sahte vaatler içeren rehine oyunu”na benziyor.

Rapor ne diyor?

1) “Mahkûm ikilemi” değil, kurgulanmış/asimetrik bir düzenek

Rapor, “mahkûm ikilemi” modelini bir başlangıç şeması olarak kullanıyor: bireyler, kısa vadeli çıkar hesabıyla “itiraf/ihbar”a yöneldiklerinde, toplu olarak daha kötü bir sonuca kilitlenebiliyor. Ancak rapora göre bu benzetme, gerçek tabloyu ancak sınırlı ölçüde açıklıyor; çünkü sahada kurallar sabit değil ve hakem tarafsız değil.

2) Asıl model: “Sahte ödemeli rehine oyunu”

Raporun temel iddiası şu: Etkin pişmanlık pratiği, “itiraf edersen çıkarsın / iş birliği yaparsan korunursun” gibi vaatlerle işleyen; fakat vaatlerin doğrulanamadığı, çıkışın garanti olmadığı ve karar alanın oyunu tek taraflı uzatabildiği bir düzeneğe dönüşüyor.

“İş birliği”, rapora göre çoğu zaman “çıkış” değil, daha derin bir oyunun girişi.

3) Stratejik hedef: Grubu içeriden parçalamak ve baskıyı “mağdura” faturalandırmak

Rapor, hedefin yalnızca bireysel mahkûmiyet olmadığını; asıl kazancın grup içi güvensizlik üretmek, “itirafçı–itirafçı olmayan” ayrımıyla içsel baskı mekanizması kurmak, yeni dosyalar için döngüsel “delil” üretmek ve meşruiyet anlatısı (propaganda) inşa etmek olduğunu savunuyor.

4) “Köprüleri yakma”: Pazarlık alanını daraltmak bir savunma stratejisi olabilir

Rapor, Thomas Schelling’in “bağlılık / köprüleri yakma” yaklaşımını uyarlayarak; çok seçenekli “pazarlık” alanının, güçsüz taraf için istismar edilebilirlik doğurduğunu; buna karşı kolektif tutarlılık ve öngörülebilir “taahhüt”lerin manipülasyonu zorlaştırabileceğini iddia ediyor.

5) Diğer çerçeveler: Vekâlet, tekrarlanan şantaj, bilgi şelalesi

Rapor, kolluk-yargı davranışını “vekil–asıl” teşvikleriyle; itiraf talebini “tekrarlanan şantaj” döngüsüyle; kitlesel itiraf dalgalarını ise “bilgi şelalesi” (sürü etkisi) ile açıklıyor.

İnsan hakları hukuku açısından alarm noktaları

Raporun oyun teorisi okuması, insan hakları hukukunun en kritik risk alanlarıyla doğrudan kesişiyor:

  • Adil yargılanma ve silahların eşitliği: Güç asimetrisi ve “kuralların keyfîleşmesi” iddiası, adil yargılanmanın yapısal güvencelerini zayıflatan bir tabloya işaret ediyor.
  • Kötü muamele/işkence riski ve zorla beyan: Rapor, bazı itirafların tehdit ve kötü muameleyle üretilmesi üzerinden, beyan güvenilirliğinin sistematik şekilde erozyona uğrayabileceğini tartışıyor.
  • Masumiyet karinesi ve damgalama: “Terörist itiraf etti” anlatısının meşruiyet üretme aracı olarak kullanılabildiği savı, masumiyet karinesini fiilen aşındıran bir propaganda etkisine dikkat çekiyor.
  • Toplumsal doku ve ayrımcılık: “İçsel güvensizlik” üretimi, hedef grubun sosyal dışlanması ve uzun vadeli hak ihlali risklerini artıran bir çarpan olarak ele alınıyor.

Sonuç ve çağrı: “Cadı avından vazgeçin, hukuka dönün”

Raporun sonuç bölümünde iki yönlü bir çağrı var:
(1) Karar vericilere: dar anlamda mekanizmadan vazgeçip hukuku işletme; geniş anlamda demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dönüş.
(2) Hedef gruba: kısa vadeli “bireysel rahatlama” vaatlerinin uzun vadede daha büyük maliyet doğurabileceği; bu nedenle hak arama, belgeleme, stratejik dava ve uluslararası denetime açılan kanallara odaklı bir mücadele hattı.