AİHM’den Fransa’ya Ceza: Tutukluya Yeterli Tıbbi Bakıma Erişim Engeli “İnsanlık Dışı Muamele” Sayıldı

image

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), silahlı ETA örgütünün eski bir mensubu olan Juan Ibon Fernandez Iradi’ye cezaevi koşullarında yeterli tıbbi bakım sağlanmadığı gerekçesiyle Fransa’yı AİHS’nin 3. maddesini (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı) ihlal etmekten mahkûm etti. Mahkeme, başvurucuya 10 bin avro manevi tazminat ve 11 bin 840 avro yargılama gideri ödenmesine hükmetti.

İspanya vatandaşı olan Fernandez, bir Fransız jandarmayı silahla yaralamaktan 30 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 2011 yılında kendisine MS (Multiple Skleroz) teşhisi konuldu. Avukatları, mahkûmun cezaevinde gerekli nöroloji takibi, düzenli fizyoterapi, psikolojik destek ve uzman tedavilere uzun süre erişemediğini, bu durumun hem fiziksel hem psikolojik açıdan ağır mağduriyete yol açtığını ileri sürerek AİHM’e başvurdu.

AİHM: “Mahkûmiyet, Devletin Sağlık Yükümlülüğünü Ortadan Kaldırmaz”

AİHM kararında, Fransa’daki ulusal mahkemelerin, tutukluluğun devamının ancak belirli sağlık tedbirlerinin eksiksiz uygulanması şartına bağlı olduğunu açıkça vurgulamasına rağmen, bu tedbirlerin fiilen hayata geçirilmediğini tespit etti. Özellikle:

  • Uzun yıllar boyunca düzenli nöroloji kontrolü yapılmaması,
  • Uzman raporlarına rağmen haftalık fizyoterapi sağlanmaması,
  • Psikolojik destek ve tamamlayıcı tedavilere erişimde sistematik aksaklıklar

AİHM tarafından “insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele” olarak değerlendirildi. Mahkeme, “Bir tutuklunun hükümlü olması, devletin onun sağlık hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz” ilkesini bir kez daha teyit etti.

Türkiye Açısından Kararın Anlamı: Hukukta Kişiye Göre Değil, Kurala Göre Adalet

AİHM, yalnızca “suç isnadı” nedeniyle insan onuruna aykırı muamele yapılamayacağını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Sağlık hakkı, ayrım yapılmaksızın herkes için geçerlidir.

Türkiye’de ise özellikle son yıllarda, cezaevi koşulları, hasta mahkûmların durumu, adli tıp raporlarının dikkate alınmaması ve infaz ertelemelerinin keyfi biçimde reddedilmesi ciddi bir yapısal sorun hâlini almıştır. AİHM’in Fransa hakkında verdiği bu karar, şunu net biçimde göstermektedir:

Hukuka uygunluk, “kişinin kimliği” üzerinden değil, “hukukun evrensel ilkeleri” üzerinden değerlendirilir.

Fransa, cezaevinde bir mahkûmun sağlık hakkını yeterince koruyamadığında uluslararası sorumluluk altına girmekte ve tazminata mahkûm edilmektedir. Bu durum, Türkiye açısından, hasta tutuklularla ilgili idari ve yargısal işlemlerin keyfiliğe değil, bilimsel kriterlere ve insan hakları hukukuna dayanması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

AIHM kararı Türkiye için de bir uyarıdır

Fernandez Iradi / Fransa kararı, yalnızca Fransa’ya yönelik bir ihlal tespiti değildir. Aynı zamanda:

  • Ceza yargılamasında infaz aşamasının da adil yargılanma kapsamında olduğunu,
  • Devletin, mahkûmların yaşam ve sağlık hakkını aktif biçimde korumakla yükümlü olduğunu,
  • Yargı kararlarının yalnızca kâğıt üzerinde değil, fiilen uygulanmasının zorunlu olduğunu

bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’de hukukun üstünlüğü, ancak kişiye göre değil kurala göre karar verildiği, cezaevlerinde de insan onuruna saygının esas alındığı bir sistemle mümkün olabilir.