BM İnsan Hakları Sistemi: Genel Bakış
BM insan hakları mekanizmaları, iç hukuk yollarının tıkandığı durumlarda bireylerin uluslararası düzeyde adalet arayabildiği en etkili başvuru kanallarından biridir. Türkiye’nin taraf olduğu temel sözleşmeler sayesinde, keyfî gözaltı, işkence, zorla kaybetme ve adil yargılanma ihlalleri gibi vakalar BM komiteleri ve çalışma grupları tarafından düzenli olarak incelenmekte ve devletlerden açıklama ile düzeltici adımlar talep edilmektedir. Bu sayfada, hangi BM organlarına başvurulabileceğini, süreçlerin nasıl işlediğini ve Türkiye’ye ilişkin örnek kararlar ışığında etkili başvuru stratejilerini sade bir çerçevede sunuyoruz.
Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları mekanizmaları, devletlerin insan haklarına ilişkin yükümlülüklerini izleyen, ihlalleri değerlendiren ve bireylerin başvurularını inceleyen uluslararası denetim organlarıdır. Bu mekanizmalar, özellikle iç hukuk yollarının etkisiz hale geldiği veya başvuru imkânlarının ortadan kalktığı durumlarda, bireylere uluslararası düzeyde adalet arama olanağı sunar.
BM insan hakları sisteminin temelleri, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde atılmıştır. 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması fikrini kurumsallaştıran ilk belgedir. Ancak bildirge bağlayıcı değildi. Bu nedenle 1966’da kabul edilen Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (ICCPR) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights – ICESCR) gibi sözleşmelerle bağlayıcı uluslararası normlar oluşturuldu. Bu sözleşmelerin denetimi için kurulan sözleşme organları, bireylerin doğrudan başvuru yapabileceği etkili mekanizmalara dönüştü.
Türkiye, taraf olduğu birçok temel BM sözleşmesiyle bu mekanizmaların denetim yetkisini tanımıştır. Özellikle 2000’li yıllarda Avrupa Birliği ile uyum süreci çerçevesinde bu sözleşmelere taraf olunmuş ve bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Bu gelişmeler, Türkiye’de iç hukuk yollarının tıkandığı durumlarda bireylerin BM’ye başvurarak uluslararası düzeyde hak aramasının önünü açmıştır.
BM bünyesindeki organlar yalnızca başvuruları incelemekle kalmaz; aynı zamanda hükümetlerden açıklama talep eder, görüş yayınlar ve ihlallerin giderilmesi için tavsiyelerde bulunur. Bu mekanizmalar iki ana gruba ayrılır:
- Sözleşme Temelli Organlar: Taraf devletlerin yükümlülüklerini izleyen ve bireysel başvuruları değerlendiren komiteler (örneğin ICCPR için İnsan Hakları Komitesi, CAT için İşkenceye Karşı Komite).
- Özel Prosedürler: BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan özel raportörler ve çalışma grupları (örneğin Keyfî Tutuklamalar Çalışma Grubu – WGAD, Zorla Kaybetmelere İlişkin Çalışma Grubu – WGEID).
Bu mekanizmalar, Türkiye’deki çok sayıda bireysel vakayı ele almış ve ihlal tespitleriyle uluslararası kamuoyunda görünürlük sağlamıştır. Örneğin:
- WGAD, 15 Temmuz 2016 sonrasında Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla tutuklanan birçok kişi hakkında “keyfî gözaltı” kararı vermiştir. 2018 tarihli bir kararında, bir akademisyenin tutukluluğunu hukuka aykırı bulmuş ve Türkiye’ye derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmuştur.
- WGEID, yurt dışından zorla kaçırılan Türk vatandaşlarıyla ilgili başvuruları incelemiş, özellikle 2018’de Kosova’dan kaçırılan altı kişinin durumunu gündeme getirerek Türkiye’den açıklama talep etmiştir.
- CAT, gözaltında işkence ve kötü muameleye uğrayan bireylerin başvurularını kabul etmiş, Türkiye’nin işkence yasağını ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Birçok kişi için BM organları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sürecine ulaşmadan önce ya da AİHM başvurusu yapılamadığı durumlarda tamamlayıcı bir hukuk yolu işlevi görmektedir. BM kararları bağlayıcı olmasa da, uluslararası kamuoyunda görünürlük sağlar, devletler üzerinde diplomatik baskı oluşturur ve iç hukukta yeniden yargılama gibi süreçlere dayanak teşkil edebilir.
Türkiye, BM sistemine taraf bir devlet olarak bu karar ve görüşleri dikkate almak ve tavsiyelere uygun hareket etmekle yükümlüdür. Ancak bu süreçlerin etkin şekilde işletilmesi, mağdurların doğru bilgiye ulaşması, belgelerini usulüne uygun hazırlaması ve başvurularını zamanında yapması ile mümkündür.
İlgili Linkler

BM’DEN TÜRKİYE’YE “KEYFİ TUTUKLULUK” UYARISI

