Ceza Soruşturması Delillerine Dayalı Kamu Görevinden Çıkarma İşlemlerinin Hukuk Devleti Açısından Değerlendirilmesi

image

Bu raporumuz, Türkiye’de 2016 sonrası olağanüstü hâl döneminde kamu görevlilerinin ihraç edilmesini, ceza soruşturmalarında elde edilen delillerin idari işlemlerde kullanılması açısından hukuk devleti ilkesi çerçevesinde incelemektedir .

Rapora göre, ihraçlar çoğunlukla bireysel disiplin süreçleri işletilmeden ve savunma hakkı tanınmadan gerçekleştirilmiş, idari işlemler büyük ölçüde ceza soruşturması aşamasında elde edilen ve kesinleşmemiş delillere dayandırılmıştır . ByLock verileri, banka hareketleri, sendika üyelikleri ve tanık beyanları gibi unsurlar yaygın biçimde kullanılmış, ancak bu deliller ceza yargılamasında her zaman mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir .

İdari yargının ise çoğu durumda bu delilleri bağımsız ve ayrıntılı şekilde incelemek yerine “devlet güvenliği” ve “kamu hizmetinin güvenilirliği” gibi genel gerekçelerle ihraçları onayladığı belirtilmektedir . Ayrıca ceza mahkemelerinin beraat kararlarının idari süreçleri bağlamaması, aynı olayların farklı sonuçlara yol açmasına neden olmaktadır .

Raporda, Anayasa Mahkemesi’nin ihraçları “idari tedbir” olarak nitelendirerek ceza hukuku güvencelerini sınırladığı, buna karşılık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin daha sıkı yargısal denetim ve güçlü usul güvenceleri gerektiğini vurguladığı ifade edilmektedir .

Sonuç olarak rapor, ceza soruşturması verilerinin idari ihraçlarda kullanılmasının hukuk devleti açısından yapısal bir sorun olduğunu ve ihraçların meşru sayılabilmesi için delillerin bağımsız, bireysel ve derinlemesine yargısal incelemeye tabi tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.